YETİŞMEYE ÇALIŞIRKEN GÖZ ARDI ETTİKLERİMİZ

0

Her gün bir şeylere yetişmeye çalışıyoruz.

Otobüse, metrobüse, işe, okula kısacası hayatımıza. Peki ne kadarı bizim bu hayatın?

Ne kadarına sözümüz geçiyor?

Ya da ne kadar içindeyiz yetişmeye çalıştığımız bu hayatın?

Hayat dediğimiz bu koca yolun, bizi biz yapan kısacık ama akla geldiğinde yüzde tebessüm uyandıran ‘an’lardan oluştuğu kanısındayım. Hayat bazen çok zorlayabiliyor, yorabiliyor, insanı uzaklara meylettiriyor ama tuzu biberi dediğimiz olay var ya tam da burada başlıyor.

Mutsuzluğu tatmalıyız ki geldiği zaman mutluluğu tanıyabilelim. Zorluğu görmeliyiz ki kolayı hemen kavrayabilelim. Her şey zıddıyla kaimdir, hayatta öyle.

Bazen inişli-çıkışlı bazen engebeli ama eninde sonunda düzlüğe çıkan bir yol. Şu an bu yokuşun başında olabilirsin. Gözün korkuyor olabilir veya yokuşu çıkmaya mecalin olmayabilir. Ama yokuş senin yokuşun (sorunların, problemlerin) kimse senin yerine o yokuşu çıkmayacak. Sen o yokuşun sonunda düzlük olduğunu bilirsen o yokuşu aşarsın.

Bugün her birimizin hayatlarında yokuşlar var. O yokuşu aşıp düzlüğe ulaşmakta bizim elimizde, hiçbir şey yapmayıp sadece beklemekte…

Hayat bu, ilk ve son yokuşunuz diyemem çünkü her gün bir sürpriz yumurta. Ama inancımızı diri tutup, tüm gücümüzü sırtlanıp o yokuşu aşacağımızın garantisini verebilirim. Hayatı yokuşlardan temizlemek yerine onları kabul edip yola öyle devam etmeliyiz. Sanırım yapılabilecek en doğru şey bu.

Ben o yokuşun sonundaki düzlükteyim. Sizleri de orada bekliyorum…

Yazan: Kübra Gündüz

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz