YETER!

0

Zifiri karanlıkta kulağımı tırmalamasının haricinde tüylerimi diken diken yapan bir ses. Saat 4:23 sularında elleri saçlarına karışmış tırnakları saç diplerinde ilerleyen bir kadın. Haykırışları üç sokak aşağıda oturan Necla teyzenin o köhne, arkada kalmış evinden bile duyuluyor. Koskoca karanlıkta çaresiz gibi görünen fakat güçlü bir kadın! İnsanlar nerede mi? Pencerelerde neler oluyor diye izlerken sigaralarını tüttürüyorlar. Bir kısmı perde arkasında ürkek bir şekilde bakarken bir kısmı ise ‘amaaan dünya yansın umrumda değil!’ diyerek yatağında üçüncü dönüşünü tamamlıyor. Zeki bey neler olduğuna dair sesini ilk çıkartan o gereksiz adam;
– Neler oluyor yahu! Git başka yerde çırpın gecenin bir körü olmuş seni mi dinleyeceğiz sus be kadın! İşe gideceğiz işe diye hönkürdü!
Yok muydu dertten anlayan birileri şu koskoca semtte neyi vardı bu kadının? Deli olsa ciğerim yanıyor diye böyle dertli ağlar mıydı susmak nedir bilmezcesine, ya yok mu yardım edecek kimse! O ıssız karanlık da ince bir ses duyuldu haykırışların ardından bir çocuk şarkısıydı hafif nezlemsi bir sesle burnu akarken burnunu kollarına silerek gelen bir çocuk’ mutluydu… Daha dün annemizin şarkısını söylerken bir yandan annesini hiçbir zaman görememiş olmasının acısını içine ata ata yürüyen bir çocuk. Bütün mendillerini satmış onun heyecanıyla uyuyamamış elindeki bozukluklarla kaldığı yerden heyecanını atmak için sokağa çıkmış bir çocuk… Bozukluklarıyla şarkısına ritim uyduruyordu adeta, kim bilir belki geleceğine sahip çıkılsa muazzam bir müzisyen olacak…
Neyse yahu…
Çocuk mırıldanmayı yavaş yavaş işittiği o haykırışla kesti yakınlaştıkça haykırış olarak duyduğu ses kendini ‘ciğerim yanıyor yardım edin’ nidalarına bıraktı. Ne yani koskoca mahallede o sesi sadece ufak bir çocuk mu duyacaktı, ne gelebilirdi elinden? Çocuk kadına yaklaştıkça kadın çığlıklarını dişini sıkarak azalttı ürkmesin diye yavrucak ve çocuk yanaşıp bizim dertli hatuna;
– Telefonum yok abla itfaiyeyi aramak için koşup birilerini çağırayım mı neren yanıyor abla? diye sordu daha çocuk aklıyla. Zoraki bir tebessüme düştü kadın lüzum yok evladım bu yangın üç beş kuruşa tamah eden insanlar bitmedikçe bitmeyecek, bu yangın insanların gözü açılmadıkça bitmeyecek. Çocuk üç beş kuruş lafını duyunca kendisinden para istiyor sanarak bozukluklarını kadının kucağına döktü;
– Al abla ağlamayacaksın ama söz ver diye ince ince serzenişte bulundu ve sonra ekledi ‘ama kimseye söyleme olur mu mendilleri sabah satıp satamadığımı sorduklarında onlara parayı yolda gelirken düşürdüğümü söyleyeceğim, inanırlar mı sence abla?’
Kadın bir an acısını unuttu anladı ki bu çocuk da onun kaybolan kızının kaderini paylaşıyordu yıllar geçmiş eğer yaşıyorsa 14 yaşında bir kız çocuğu olacaktı Nazlı yavrusu… Sokaklara düşen kadın birkaç gün önce bir metro istasyonunda tıpkı kızına benzeyen bir kız çocuğunu görüp sokaklara düşmüştü haykırışları ondandı garibin, kim anlayacaktı onu ben, sen ya da onlar mı? Kim kimi anlıyor şu zamanda yapmayın yahu gülünç oluyor..
Neyse, koskoca sokaktaki yalnızlık üçe çıkmıştı kaba bir ses;
– Gel lan buraya eşek seni ver şu paraları git zıbar yarın iş var! diye iğrenç bir ses tonuyla böğürüyordu zavallı çocuk tüccarı!
Ne tuhaf değil mi? Belki daha yarım saat önce dertli bir kadına yeter yahu sabah iş var diyen zeki bey ile aynı kaderi paylaşıyordu bizim ufaklık nasıl adil ama her şey nasıl olabilire indirgendi beyinlere yazık! Bizim ufaklık sabah işe gidecek, insanlara abla mendil diye yalvaracak ve pis bir godoman tırnaklarını yiyerek akşam olmasını bekleyecek, bekleyecek ki cebine ufacık bir çocuğun ekmek parası ilişsin! Kadın artık inlemelerini de kesip adamın karşısına dikildi bütün metanetiyle;
– Bırak çocuğu, kaç tane var elinde böyle sabiler peki Nazlı Nazlım da sende mi yoksa hepsini bana ver kıyma artık diye ağlarken, şak! bir el birleşti kadının güzelim ipeksi yüzüne!
– …

Ahh, biz sokaklarda kadına şiddete hayır diye boşuna bağırmıyoruz dostum! Hala bir yerlerde kulakları duymayan algıları kapalı yobazlar mevcut. Zaten adi bir çocuk tüccarından merhamet beklemiyorduk.
Derken ikinci tokat indi kadının suratına ve yığıldı oracık da nazlı diye yerin soğuk taşlarına takati kalmamıştı artık. Attı omuzuna godoman çocuğu poposuna vura vura derme çatma bir harabeliğe götürdü ve tekrar böğürmeye başladı!
– Şimdi uyumayana iki gün uyku yok, yarın iş var!
Ne bekliyorduk ki zaten kadın kızına kavuşacak çocuk kurtulacak falan diye mi? Sizce mümkün mü soruyorum!

‘Amaaan dünya yansın umrumda değil!’ diyen insanlar varken, canı yanan birine neyin var diyemiyorken, haksızlığa baş eğiyorken, mümkün mü soruyorum?

Böyle umursamayarak hayat düzeltmek mümkün mü?

Yazan: Ceren Cevahir

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz