SARTRE’IN TERKEDİLMİŞ İNSANI

0

İnsanın ne olduğu, kim olduğu ve amacının ne olduğunu sorularını düşünerek harcanılan zamanların sonucu her birey için farklı cevaplar barındırır. Sorular çemberinde kendi dünyasında çokta çıkmazdan kurtulduğu söylenemeyen filozofumuz, Jean-Paul Sartre da cevapları ile bizlerde hatırı sayılır yer edinmiştir. Yer edinmektedir çünkü yaşamadığını söylemez, inandığını yaşar. Kendi görüşünden olmasa bile ezilmeye çalışanın yanında olur, özgürlüğün kısıtlanmasına tahammül edemez. Kafası karışırsa sizin de kafanızı karıştırır. Hep yazmıştır ve hep üretmiştir. Didaktiklik hakim eserlerinde farklı tarzlar da yazmıştır. Edebi eserlerinin çözümlemelerini dahi ele aldığınızda didaktik eserden bir farkını göremezsiniz. İnsan konusu en ağır konudur en nihayetinde, Sartre ise bu konuyu en sancılı şekilde ele almış, ıstırap içinde bizleri yüzleştirmiştir. Varlık konusunun filozofu, varlığı anlatırken karşılaştığımız sözcüklere bir bakın; bulantı, duvar, hiçlik, işkence, cehennem, esaret, özgürlük, fazlalık. Dışarı çıkamamış bir sineğin sürekli cama vurması gibi. Her cama vurduğunda canı yanması ve camın varlığını görmemesi. İşte Sartre, varlığı sorgularken bir yaratıcının varlığını kabul etmemesi onun yüzlerce cama vurmasını sağlamıştır.

Ünlü Fransız Yazar ve Düşünür Jean-Paul Sartre (Fotoğraf: Lempertz)

İnsan tanımını yapmaya bile başlamamış olmasının ıstırabını yaşamıştır Sartre. Varlık tanımını ikiye ayırırken asıl sıkıntının, kendisi olarak varlık olan ikinci kısmı çözümlediğimizde görüyoruz. İkinci kısım nesneler dünyasına tekabül ediyor ve nesneler dünyasının en önemli oluşumu olan insan oluşumuna. Sartre’ın terkedilmiş insanına dayanıyor kapı, belki de kilit. Varlıklar içindeki en farklı ve özel olanının insan olduğunun farkında, özel olmasının bir sebebi olması gerektiğini biliyor. Onun için asıl problem burada insan özgürdür ve sınırsız özgür olduğu için aslında esareti yaşar diyor. Sartre esareti şöyle ifade eder “Başka bir dünya seçemez miydim kendime? Ben gerçekten özgür müyüm? İstediğim anda istediğim yere gidebilir miyim, Beni hiçbir güç durduramaz, ama bu daha korkunç, demir parmaklıkları olmayan kafeste gibiyim.” Sancılar başlıyor. Ortaya çıkışı yoktur yolun, izahatı olamaz. Konu kapanıyor ama sancı asla dinmiyor, çünkü camdan dışarı çıkamadı. Ve Sartre kendi çıkmazlığına kendi çözümü verip gidiyor haberi olmadan! Terkedilmiş insan tanımında bir yerde seni bırakanın olması gerekliliği mutlakıyetini ve oradan uzaklaşan ikinci varlığın olduğu gerçeği tüm sancının bitişine yönlendiriyor. Ve terkedilmiş insan bulunmayı bekliyor camı açan birinin sineğin çıkmasına izin vermesi gibi.

Yazan: Münevver İşçi

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz