MAHALLE

0

Bir çalı süpürgesinin kaldırım boşluğuna sürtündüğünde çıkardığı ses ve toz bulutu. Gözümü bu ses ve görüntüyle açtığım bir sabah daha. Saat güneşin yeni doğmaya başladığı zaman dilimi. Her zaman olduğu gibi cadde yine oldukça boş, eğer park edilen arabaları ve kedileri saymazsak. Bir de belediye çalışanlarını.

Çalı süpürgesinin oluşturduğu toz bulutunu içime çekmemek için elimle ağzımı kapatıp geçiyorum belediye işçisinin yanından. İçimden bir ses ”kolay gelsin” diye seslen diyor ama bunu yapmıyorum. Neden yapmadığımı sormayın inanın kelimeler dişlerime değiyor ancak dudaklarım aralanıp da çıkartmıyor.

Yolun karşı tarafına geçiyorum sola dönüp yokuş aşağı ineceğim. Önünden geçtiğim bir manav var. Eskiden olsaydı bu manavdan bir tane elma alıp geçerdim. Hasan amca her zaman ”aç karnına yola çıkma sağlığın açısından zararlı olur günün kötü geçer” derdi. Şimdi ise aç karnına yola çıkmak ne ki kahvaltı bile yapmıyorum. Yürümeye devam ettikçe gözümde eskiler canlanmaya başlıyor.

Caddenin solunda, üçüncü dükkân Tolga abinin bakkalı. Her sabah genellikle dükkânını temizler yerlere su döküp çek-pas ile kaldırıma doğru suyu götürürdü. Şimdi o da görünürlerde yok. Dükkânını bu ay devredecek memleketine taşınacakmış. 18 yıllık esnaflığı söz konusu ama giderken kimseyle vedalaşmayı düşünmüyor herhalde devrettiği adam gelip dükkânın önünde saatlerce ayakta durmasa ondan da haberimiz olmayacak.

Yolun bitiminden sola dönüyorum. Otobüs durağına inmek için yol güzergâhım bu şekilde. Durağa gittiğimde otobüsün gelmesine daha çok olduğunu görüyorum ekrandan. Durağın tam karşısında Kemal Abinin kırtasiye dükkânı. Okul çıkışı her çocuğun gidip oturduğu bir yerdi burası. Okul bitiş saatinde herkesin gelmesini bekleyip bize saatlerce çocuk kitapları okurdu. Okuduğu kitaptan sorular sorup tüm soruları bilene yeni bir kitap hediye ederdi. Evlenmemişti hiç yaşı da oldukça vardı. ”Beklediğim var benim” derdi, ”o yüzden evlenmiyorum. Geleceğini biliyorum bana bekleme demedi ama bekle de demedi. Yine de ben bekliyorum” derdi. Sevdiği kadının öldüğünü öğrenince dükkânı ablasına devredip gitti buralardan. Ablası da yılda bir haber alıyormuş, ”Yaşadığımı bil diye arıyorum” deyip kapatıyormuş telefonu. Kemal abi gibi değildi hiç ablası, oldukça yoğun olan kırtasiye dükkânı şimdi sinek avlıyor diyebiliriz. Civardaki en pahalı dükkân oldu. Kemal abinin durumu kötü olup çocukları için okul malzemesini veresiye verdiği ailelere de borçlarını ödemeleri için hakaret edip rezil ettiğini söyleyenler vardı. Hiç kardeşine benzemiyor işte, her elin parmağı bir olacak değil ya. Herkes Kemal Abi gibi olamazdı. O da gitti mahallemizden.

İşten çıktım. Eve gelmek için yine otobüs durağında indim. Saat biraz geç, çocukların uyumak için yataklarına geçtiği bir vakit dilimi. Bu saatlerde arabaların oluşturduğu ışık kirliliği, gürültü kirliliği yoğun olur. Bir de yeni açılan meyhane var sokağın karşısında. Birazdan kavga etmeye başlarlar. Eskiden böyle değildi. Herkes çayını kurabiyesini alır sokağa çıkardı. Binaların önüne sandalye atarlardı oturmak için. Sohbet muhabbet koyu olur şamatalar gırla. Şimdi yerini arabalar aldı. Sokağı inleten kahkaha sesleri değil korna sesleri oldu. Mahallesinin sınırından itibaren insanın içine huzur dolduran k hayat dolu caddemiz artık oldukça tehlikeli. Hava kararınca sanki gecenin canavarları çıkıyor dışarı etrafta hiç insan yok.

Belki benim bilmediğim, görmediğim bir yerlerde yine insanlar birbirleriyle komşuluk yapıyordur. Birbirlerinin eksiklerini tamamlıyordur. Belki biri hiç tanımadığı birine selam veriyordur. Hayırlı işler dileyip karşı kaldırımdan elini kaldırıyordur. Ama şimdi böyle değil. Doğup büyüdüğümüz semt artık yabancı. Bu kaldırımlarda hiç birlikte düşmemişiz gibi, hiç olmamışız gibi. Bu sokaklarda büyümemişiz gibi…

Çılgın kalabalıktan uzak, bir yerlerde insan kalmanın gururunu yaşamaya devam eden mahalle sakinlerine ithafen.

Yazan: Pelin Yamansöz

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz