FİLİSTİN’İN HAKLI YÜZÜ

0

Onun adı;
Rachel Corrie!

İlk defa geçmiyor adı buralarda.
İlk defa anmıyoruz onu.
Siz ilk kez farkına vardınız belki.
Belki de hâla yok saydınız aramızdan.
Yok saymakta haklıydınız aslında,
Aramızdan değildi.
Çünkü aramız,
Vicdan ile zulmün kesiştiği o nokta kadar.
Birbirine uzak ve yabancı.
O, Rachel Corrie olmakla,
Binlerce çocuktan,
Bir dünya yaptı!
Ve bir dünya,
Ancak bu denli çıkarsızdı…

On küsür yıl oldu.
Aynasız kalan,
İnsanlığımızdan ayrılalı.
Kendimize, kendimizi;
Bizi, bize bıraktığı…
On yaşında,
On hayal ile,
On küsür yıldan bu yana,
Ümmetin,
Ve mazlumların,
Altın saçlı kızı olarak kaldı…

Buradayım!
Dedi önce…
Tek bir sesle!
Herşeyi ile,
Burada olduğunu,
Savaşın karşısında olduğunu,
Istırap çeken bir çocuğun,
Mülteci bakışlarında parladığını,
Duyurdu ötelere…

Beş parmaklı bir el ile düzeltemediklerini,
Diliyle savunabilirdi,
İnsan olduğuna inandı.
Çünkü dünyanın beşten büyük olduğu,
Elbet âşikârdı!

‘Buradayım’ demişti,
Çünkü onun hayali;
Bir günde 40 bin insanı açlıktan kurtarmaktı,
Ve bir tek onun,
O körpe dünyanın göbeğinde var olması;
Buna değerdi.

Zâlimin;
Böl, parçala ve yönet kuralına karşı,
Hep başarıyı sayıkladı.
Çünkü insan olmayı umursadı!
Açlıktan derisi kaburgasına yapışmış,
Çocukları umursadı!
İzzetini yitirmiş kadını,
Hayallerine tutunamamış kızları,
Umursadı!

Bir kaburga,
Çiçeklenebilirdi.
Bir izzet kirlenmeyebilirdi.
Bir hayal,
Bir gelinliği giyebilir,
Kelimeleri süsleyebilirdi.
Her şey önlenebilirdi!
Şayet;
Üç maymunu oynamasaydı dünya.
Bile bile,
Sinsi bir yılana,
Çıkarcı bir akbabaya dönüşmeseydi dünya!
Şayet;
Bir katre gözyaşı karşılığında,
Dönmekten vazgeçebilseydi dünya!

Fakat biliyorum,
Adının bir karşılığı da vicdan olan Rachel’i,
Biliyorum…
O buradaydı.
Çünkü diğerleri,
Bazılarının rüyasını görüyordu.
Bir kaçımız ise,
Binlercesinin kâbusunu…

Onun rüyası,
2000 yılında açlığı tamamen ortadan kaldırmaktı…

Ve yıl 2017…
Ortadan kalkan tek şey var, o da;
İnsanlık!
Var olan şey ise,
Üstü bastırılmış bir açlık…
Patlamaya hazır,
Kenarlarından taşmış,
Fazlalıklarını,
Para kağıtlarıyla görünmez hâle getiren,
Jön fesedeler!
Ve bu enkazın en dibinde,
Binlerce çocuğun boş midesinden gelen o neşîde;
”Bir gün gelecek, kardan aydınlık!..”

Yaşamı boyunca,
Adaleti ve sevgiyi savunan bir,
Barış elçisi,
Kendini ancak bu ifade ile,
Tanımlayabilirdi;
”Zulüm bizdense,
Ben bizden değilim!”
Ve sadece 23 yıla sığan bir hayat bu…

Rachel gerçekten buradaydı,
Burada olmasa,
Filistin topraklarında,
İnceden gülüşüyle,
Düşmanları tedirgin eden bu kadın da,
Kimdi?

Burada olmasa,
Annesine,
”Acı çeken insanların,
Bana iyi davranması, canımı acıtıyor!”
Diyerek mektuplar yazabilen o kadın,
Kim olacaktı?

Gerçekten burada olmasa,
Buldozerin altında ezilen,
Kim olabilirdi?

İşte o gün,
23 yılın sonuna gelen,
Rachel Corrie oradaydı!

İşte,
İşte o gün,
Bizim insanlığımız çiğnendi,
Irzımız, adımız, hikayemiz, hayallerimiz…
Bedenin yarısı parçalanmış Rachel’in,
Ruhu özgürdü artık.
Vicdandı ezilen.
Parçalanan kardeşlikti…
Görevini ifâ eden bir amerikalı aktivistin,
Güneşin ışıltısına eşlik eden,
O altın sarısı saçlarında,
Karışıp gitti rüyamız…
Ama hepimiz,
Rachel’in bahsettiği geleceğe bakıp da,
O ışığı görebilirsek,
Rüyamız gerçekleşebilir.
Ve gerçekleşecek de…

Çünkü;
Ebed değildir zulüm!

Peki,
Ya sen?
Bir kadının tek başına meydan okuduğu,
Bu alçak zulmün karşısında,
Aynı davada,
Aynı duruşla,
Ne vakit başlayacaksın konuşmaya?
Hiç olmazsa buradayım de…
Bir de,
İnancınla birlikte,
Neler yapabileceğini düşün…

Sen de hep burada olacaksın,
Filistin’in haklı yüzü,
Biliyorum,
Hanzala da yüzünü dönecek bir gün,
Biliyorum,
Biliyorum…

Yazan: Tuğba Önder

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz