EY ANDA’M

0

Bakışlarım mıh gibi çakılırken tavana,
kaçıncı kez idam ediyorum sahte kimlikleri sayamadım Anda’m.
Hangi saat diliminin kaçıncı vaktindeyim, bilmiyorum.
“zaman her şeyin ilacı” tesellisi, tecelli etmedi yüreğime.
Bende zamanın içinden sıyırdım benliğimi Anda’m.

Atılan çamur olsa ne âlâ,
taş olsa ne âlâ…
Kalplerinde biriktirdikleri çamurdan taşları atıyorlar .
Herkesin ebabili varmış bir benim yokmuş Ey Anda.
Diyorlar ki ben Ebrehe olmuşum. İnanıyor musun sende Anda?

Ben kuşlara hükmedemezken fillere mi hükmedeyim?
Bakma öyle yüzüme,
bir günahı bin günaha yol veren o gözlerinle bakma.
Hatırlıyor musun çocukken dizlerimin üzerine düştüğümde çok acımıştı
Ve “büyüyünce unutursun” ithamlarına kulak verip koşmaya devam etmiştik seninle.
Artık büyüyünce unutamıyorum dizlerimin acısını.

Kızma bana Ey Anda, kızma.
Uzanan her eli dost bildim.
Meğer merhamet eldiveni giyen elleri
Benim onlara olan inancımla tuz dolu avuçlara dönüştü.
Yaraya tuz da atar mıydı ebabiller.
Peki ya Mazlumun ahını da alır mıydı?

Şayet ebabilleri olduklarını savunanların kalplerine oturttukları Ebrehe’ye acıyorum.
Doğru söylüyorsun Ey Anda, mazlumun ahı devirir kalplerde ki Ebreheleri.
Ve işte o zaman ebabiller teşrif eder mazlum yüreğe.
Bir inşirah serinliğiyle gelir ve giderler.

Yazan: Sümeyye Çetintaş

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz