EVGENY GRINKO MEKAN’DA!

0

Evgeny Grinko, son zamanların belki de ismini ve müziklerini sıkça duyduğumuz sanatçılardan. Müziğinde ‘Aşk‘ ve ‘Huzur‘u görebildiğimiz, insanların kalbine dokunmayı başarabilmiş piyanonun zarif isimlerinden. Mekan dergi olarak biz de hem sizlerden gelen hem de özellikle merak ettiğimiz soruları kendisine yönelttik. Umarız bizler de sizlerin kalbine bu sohbet ile dokunmuş oluruz…

Merhaba, öncelikle bize böyle bir şans verdiğiniz için çok teşekkür ediyoruz. Sizleri tanımak bizim için çok ayrı bir heyecan…

Ben teşekkür ederim. Sizleri tanımak heyecan verici…

Sizi yeni keşfedenler için kendinizi tarif etseniz hangi kelimeler ile tarif ederdiniz?

Ben profesyonel eğitimim olmadan sadece kendi kendini yetiştiren bir müzisyen ve bestekarım. Ayrıca müziği duygularımla yapan biriyim (Belki bazıları yüreğimle yaptığımı söyleyebilir).

‘Kültür’ ve ‘Sanat’ sizin için ne ifade ediyor?

Bu sorunun sadece sanatla ilgili olan kısmını cevaplamak isterim çünkü kültür ile ilgili olan düşüncelerim kısa bir cevapla ifade edemeyeceğim kadar uzun ve bir o kadar da değerli. Benim için sanat, büyülü bir şey (özellikle de müzik) çünkü sanat duygularımızı kelimeler ya da fiziksel dokunuşlar olmadan etkiliyor. Sadece birkaç notanın birleşimi bizi üzgün ya da mutlu hissettirebilir. Aslında konuşulan bir dil yok burada ama kelimeler olmadan anlayabilirsiniz. Bu da sizi başka bir dünyaya sürükleyebiliyor tabii ki.

Müziğe yolculuğunuz nasıl başladı? Sizi notalara sürükleyen bir hikayeniz var mı?

Ben 16 yaşındayken Rock müziğin bende etkisi çok büyüktü ama tabii ki ondan öncesinde de bazı film müziklerinden etkileniyordum ancak sadece 16 yaşındayken Rock müziği dinledikten sonra müzik hakkında öğrenmeye başladım ve ilk gitarımı aldım. Elbette ondan sonra birçok müzik stiliyle ilgileniyordum ve birçok farklı grupta çalıyordum ancak beni ilk kez çok etkileyen Rock müzik oldu.

‘Valse’ ile tüm dikkatleri üzerinize çektiniz ve müziğe yeni bir soluk kattınız. Özellikle Türkiye’de bir çok insanın kalbine dokundunuz. ‘Valse’nin sizin için anlamı nedir? Neden ‘Valse’?

Öncelikle bu soru için çok teşekkür ederim. Valse’nin ilk kısmını yıllar önce bir gece bestelemiştim, çok iyi hissediyordum o zaman. Sonra bu besteyi bitirmeye karar verdim ve son kısmını da çok üzgün olduğum bir zamanda besteledim. Bu üzüntümün sebebi ise, hayattan önemli cevapları alamadığım içindi. Hayatımız hakkında ve tabii aşk hakkında önemli cevaplar arıyordum. Sonra düşündüm ki belki de bu beste benim için bir ‘cevap’ olabilir ve sadece benim için değil; cevap arayan ama bulamayan diğer insanlar için de olabilir.

Sizin en beğendiğiniz parçanız hangisidir? Dinlerken rahatladığınız…

Aslında benim en beğendiğim bestem şu diyemem, bu muhtemelen diğer bestelerim için adil olmaz ama bazen Spotify‘da ya da vk.com‘da bulunan şahsi sayfamda çalma listeleri yapıyorum. Orada benim favori müziklerimi bulabilirsiniz.

İnsanların duygularına dokunmak nasıl bir his? Bunu nasıl başarabildiniz?

Ben gerçekten bu sorunun cevabını bilmiyorum, bu hala benim için bir sır. Nasıl yaptığım hakkında hiçbir fikrim yok ama bunun sebebi şu olabilir, ben bütün yüreğimle ve bütün duygularımla bestelemeye ve çalmaya çalışıyorum. Bu da insanlarda güzel hisler oluşturabiliyor.

Bestelerinizde sık sık hüznü ve aşkı görebiliyoruz. Aşkı tarif etseniz, nasıl tarif ederdiniz?

Bu soru için Erich Fromm’dan yardım almak isterdim ama kendisi maalesef hayatta değil, ya da Sigmund Freud’dan yardım isterdim ve ne yazık ki o da hayatta değil. Dolayısıyla bu soruyu onların yardımı olmadan yalnız cevaplayacağım. Aşk keyiftir, aşk acıdır, aşk en parlak ve mutluluk veren bir duygu ya da aşk göğsünüzün üzerinde bir taş olabilir. Aşk bizi canlı hissettirir, bizi ‘insan’ hissettirir.

Okumaktan zevk aldığınız ve sizi gerçekten etkileyen yazar olarak kimleri tavsiye edersiniz?

Beni gerçekten mutlu eden ve okurken zevk aldığım eserler şunlar aslında;

William Faulkner – Ses ve Öfke
Truman Capote – (Onun kitaplarının hepsi çok güzel)
Romain Gary – Onca Yoksulluk Varken
Julio Cortázar – Seksek

Türkiye’de sizi en çok etkileyen bir hikayeniz oldu mu? Bir besteniz hangi şehir olurdu?

Bence benim için böyle bir hikaye Kasım 2013 İstanbul’da yaptığımız konserimizde yaşandı. Çok büyük bir kulüp (müzikhol) değildi ama çok kalabalık ve çok samimiydi. Bize sanki ‘The Beatles’ ya da onun gibi bir grupmuş gibi hissettirdi. O konser, beni çok etkilemişti. İnsanlar çok samimi, çok içtendi. İstanbul diyebilirim.

Son olarak sizi ilgiyle takip eden ve seven takipçilerimize kısa bir şekilde ne tavsiye edersiniz?

Güzel müzik dinlemeye devam edin ve onu yaşayın…

Bizi kırmayıp, sorularımıza cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederiz.

Teşekkürler. Sevgi ile…

Söyleşi: Furkan Tutar
Çeviri: Betül Tutar

PİYANONUN ZARİF İSMİ: EVGENY GRINKO

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz