EDEBİYATIN MİMARI: MAX FRISCH

0
İsviçreli yazar ve mimar Max Frisch. (1911-1991)

İsviçreli roman ve dram yazan Frisch, savaş sonrası en çok okunan Alman dili yazarları arasındadır. Frisch, yapıtlarında modern insanın kendine yabancılaşmasını işlemektedir. Kendi deyimi ile hayatını ciddiye alan ve gerçekçi duruşu ile hala bir çok kesime örnek olan bir şahsiyetten bahsedeceğiz…

Bir mimarın oğlu olarak Zürih‘te dünyaya geldi. 1931 yılında doğduğu kentte Alman filolojisi tahsiline başlayan Frisch, bu eğitimini bir yıl sonra, babasının ölümü üzerine bıraktı. Serbest gazeteci olarak Neue Zürcher Zeitung (Yeni Zürih Gazetesi) için gezi raporları yazdı. 1934’te yazdığı Jürg Reinhart adlı ilk romanında ötanazi konusunda etik bir savunmanın olası olup olmaması konusunu işledi.

İsviçreli yazar ve mimar Max Frisch. (1955)

Frisch, 1936-41 yılları arasında Zürih‘te mimarlık tahsil ettikten sonra 1942 yılında, 31 yaşına geldiğinde, bir mimarlık bürosu açtı ve aynı yıl Zürih’te Leitzgraben Yüzme Tesislerinin inşaatı için açılan yarışmada birincilik ödülü aldı (inşaatı 1949’da tamamladı). İzleyen yıllarda, 1939’da başladığı güncesinden birkaç kez şiirsel skeçler ve dönemin eleştirel yansıtmalarını yayınladı. Bundan sonraki yılları inşaatlardaki günlük çalışmaları ve her boş dakikasında yazdığı yazılarla geçirdi. Bunu yaparken giderek drama ağırlık verdi. 1944’te Santa Cruz adlı düşsel oyunu tamamladı. Burada Frisch’in en çok kullandığı temanın ilk başlangıçları görülmekte, yani insanın, hayatının gerçekleri tarafından değil de istekleri, düş ve korkuları tarafından belirlendiği teması işlenir.

İsviçreli yazar ve mimar Max Frisch. (1967)

1945’te Nun siegen sie wieder (Yeniden Galip Geldiler) adlı politik oyunu ilk kez sahnelendi. Versuch eines Requiems (Bir Ağıt Denemesi) adlı oyunda Frisch, savaşı ve savaşın sonuçlarını irdeleyerek savaş olayının karşısına ölülerin kulak verilmeyen ağıtlarını koymaktadır. Die chinesische Mauer (Çin Şeddi, 1946) adlı piyesinde savunmasız entellektüelin güce, zorbalığa ve baskıya dayanan toplum karşısındaki durumunu gözler önüne sermektedir. Büyük ölçüde Bertholt Brechten etkisinde kalan tiyatro çalışmalarına, halkın II. Dünya Savaşı‘ndaki olayları ahlaken sindiremediği, sadece bilinç gerisine ittiği, ve vicdanen aynı semptomların her an yeniden patlak verebilecekleri düşüncesi hakimdir.

İsviçreli yazar ve mimar Max Frisch. (1963)

Romanlarıyla Başarıya Ulaşması 1954’te çıkan Stiller adlı romanı hem eleştirmenlerce hem de okuyucularca çok tutuldu. Romanın odak noktasında bulunan Stiller adlı heykeltraş, çevresinin kendisini düşündüğü imajdan başka bir kimliğe sığınır. 1955’te mimarlığı bırakan Frisch, Homo Faber (1957) adlı yapıtında da günce roman biçimini kullandı. Her şeyin hesaplanabilir olduğunu düşünen bir mühendis, hayatının yine de yazgısı tarafından yönlendirildiğini kabullenmek zorunda kalır. O tarihe kadar tanımadığı kızıyla bir aşk ilişkisine girer.

İsviçreli yazar ve mimar Max Frisch. (1966)

Sahnedeki başarıları Brecht’in aksine Frisch toplumsal değişikliklerde proleteryanın yönlendirici bir rolü olduğuna inanmıyordu. Frisch’e göre bütün insanların amacı, maddi varlıklarını korumaktan ve göze batmamaktan ibaretti. En çok oynanan iki tiyatro oyununa da bu düşüncesi hakimdir. Biedermann und die Brandstîfter (Biedermanın ve Kundakçılar, 1958) adlı oyununda korkaklığı yüzünden kundakçıları kendi evine kabul eden bir yurttaşı sunar. Andorra‘da (1961) ırkçılıkla riyakarlığın öldüresiye sonuçları gösterilmektedir.

İsviçreli yazar ve mimar Max Frisch. (1986)

1964’te Mein Nome sei Gantenbein (Adım Gentenbein’miş) adlı yapıtı yayınlandı. Burada konunun kahramanı kör olduğunu iddia eder ve böylelikle değişik rolleri ve kimlikleriyle şaşırtıcı bir oyunu başlatır. Bu başarılı romandaki esas temalar, erkekle kadın arasındaki aşk ve sorunlarıdır. 1968’de ilk kez sahnelenen Biyografi adlı dramda Frisch hayat yolunun değiştirilebilirliği sorusunu irdeler.

İsviçreli yazar ve mimar Max Frisch. (1989)

Roman biçimindeki otobiyografisi Frisch’in kökten otobiyografik olan ilk yapıtı 1975’te çıktı. Montauk adlı romanında Amerikalı Alice Locke-Carey ile yaşadığı aşkı anlatır. 70’li yılların sonunda ölüm konusunu işlemeye başladı. Tryptichon adlı sahne yapıtı, insanın kendi hayatını değiştirip değiştiremeyeceği sorusunu yeniden ortaya atar.

İsviçreli yazar ve mimar Max Frisch. (1950)

Frisch’in son romanı 1982’de çıkan Blaubart‘dır (Mavi Sakal). Karısını öldürmekle suçlanan bir doktor delil yetersizliğinden serbest bırakılması ve devamında gelişen olayları ele alır. 1991 yılında kansere yakalanan Frisch ömrünün son yıllarını Berzona/Tessin‘deki evinde geçirdi. Dram yazarı 80. Doğum gününe altı hafta kala Zürih‘te bir hastanede hayata gözlerini yumdu.

Hazırlayan: Furkan Tutar
Kaynak: KATH, CASA DEL LIBRO, ETH ZURICH

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz