BİR NESLİN ÖNCÜSÜ: CELAL HOCA

0

Hayatı boyunca gençlerin eğitimi, ahlakı ve bilinçli bir nesil yetiştirmek için mücadele eden, bu sebeple genç neslin öncü ismi olarak kabul görünen Celaleddin Ökten Hocayı siz değerli okuyucularımız için anlattık. Kendisini saygı ve özlemle anıyoruz…

Asıl adı Mahmut Celaleddin (Ökten) olup Trabzon’da doğdu. Baba tarafından Gürcüzadeler olarak bilinen, dini ilimler alanında isim yapmış köklü bir aileye mensuptur. Dört yaşında iken babası Salih Zihni Efendi’nin, kısa bir süre sonra da annesi Güller Hanım’ın vefatı üzerine babaannesinin himayesinde büyüdü. Küçük yaşta hıfzını tamamladı. Rüşdiyeyi bitirdikten sonra Trabzon İdadi’sine kaydoldu: bir yandan da medreseye devam etti. İdadi’de okuduğu yıllarda dedesi Ömer Feyzi Efendi’nin yerine Trabzon Çarşı Camii’nin imam hatipliğini yaptı. Mezun olunca İstanbul’a giderek Darülmuallimin-i Aliyye’ye girdi. (1905) Bu okulu bitirdikten sonra Darulfünun Edebiyat Şubesi’ne kaydoldu. ll. Meşrutiyet’in ilanı ile İstanbul’da huzurun bozulması üzerine öğrenimini yarıda bırakarak bir arkadaşıyla birlikte Turgutlu’ya gidip edebiyat öğretmenliğine başladıysa da (24 Haziran 1909) burada fazla kalmayarak istanbul’a döndü (5 Temmuz 1909) ve tahsiline devam etti. Darulfunun’da hocalar Babanzade Ahmed Naim, İzmirli İsmail Hakkı ve Mehmed Akif beylerin yakın ilgi ve sevgilerine mazhar oldu. Arap edebiyatını Ali Fehmi (Cabiç) ve Şevket efendilerden okudu. Bu arada Fatih dersiamlarından Mustafa Asım ve Muğlalı Ali Rıza efendilerden kelam ve usül-i fıkıh sahasında özel dersler aldı. Celaleddin Efendi 1911 yılında Darulfünun Edebiyat Şubesinden mezun olunca istanbul Sultanisi Arapça muallimliğine tayin edildi. (29 Ocak 1912) İlmi yetişkinliği yanında başarılı öğretim metodu sayesinde kısa sürede “Celal Hoca” olarak şöhret buldu. Mütareke yıllarında kayınpederinin yerine Vasat Atik Ali Paşa Camii’nde on yıl kadar imamlık görevinde de bulunmuş olan Celal Hoca, 1925’te İstanbul İmam Hatip Mektebi Arapça muallimliğine tayin edildi.

Celal Hoca İstanbul İmam Hatip Mektebinde Öğrencileri ile. (1925)

Bir süre sonra “Tevhid-i Tedrisat Kanunu”nun aleyhinde konuştuğu iddiasıyla açığa alındıysa da yapılan tahkikat neticesinde görevine iade edildi. Ardından da İstanbul Sultanisi Arapça muallimliğine geçti. Harf inkılabından sonra Arapça derslerinin kaldırılması üzerine okulun Türkçe hocalığını üzerine aldı. Uzun yıllar İstanbul’un çeşitli okullarında Türkçe, edebiyat, felsefe ve mantık dersleri okuttu. Vefa Lisesi’nde felsefe hocası iken 1947 yılında emekliye ayrıldı. Celal Hoca, 1949 yılında Maarif VekaIeti’nce İstanbul’da açılan İmam Hatip kursuna müdür ve öğretmen olarak tayin edildi. Bu vesile ile sadece pratik bilgiler vermeyi hedef alan bu tip kursların yeterli olmadığını gördü ve bunların orta dereceli okullar haline getirilmesi gerektiği kanaatine vardı. Bu konuyla ilgili olarak daha sonra başta dönemin Maarif Vekili Tevfik İleri olmak üzere birçok yetkiliyle görüşmeler yaptı. Sonuçta İmam Hatip okullarının açılması yönünde karar alındı ve Celal Hoca, 17 Ekim 1951 tarihinde öğretime başlayan İstanbul İmam Hatip Okulu’nun ilk müdürü oldu.

Celal Hoca Müdür Olduğu Yıllar. (1951)

Türkiye’nin, dini, ilmi, kültürel ve sosyal hayatında önemli yeri olan İmam Hatip okullarının kurulması fikrinin ilk sahibi ve ilk program yapımcılarından biri olması dolayısıyla Celal Hoca’nın bu okulların tarihinde çok önemli ve unutulmaz bir yeri vardır. 1956, 1959 ve 1960 yıllarında üç defa hacca gitti. İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nde iki yıl İlm-i Tevhid ve kelam derslerini okutan Celal Hoca 21 Kasım 1961’de vefat etti, Edirnekapı (Sakızağaç) Şehitliğindeki aile kabristanına defnedildi. Oğlu Sadettin Ökten halen Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde öğretim üyesidir. Arapça, Farsça, Fransızca bilen, özellikle Arap Edebiyatına vukufuyla tanınan, İslami ilimler yanında Batı kültürünü de yakından incelemiş bir din alimi olan Celal Hoca, bütün ilmi hayatı boyunca tahkik metodunu uygulamıştır. Genel felsefe, kelam ve islam felsefesi alanlarında iyi yetişmiş, bu konularla ilgili olarak Arapça ve Fransızca’dan tercümeler yapmıştır. Resmi derslerinin yanı sıra Beyazıt’ta evinin yakınındaki Soğanağa Camii’nde cumartesi günleri altı yıl süreyle ‘’İhya-ü’ul-Umi’d-din’’ okutmuştur. Birçok din alimi ve muhafazakar münevverin bir köşeye ekildiği Cumhuriyet Türkiyesi’nin ilk yıllarında Celal Hoca, her zaman ve her şartta yapılabilecek işler olduğunu düşünen iyimser kişiler arasında yer aldı.

Celal Hoca ve Türk yazar, Akademisyen, Fikir Adamı Nurettin Topçu.

Gayretli, aynı zamanda sabırlı ve kanaatkar bir anlayışla eski kültürün yeni nesle aktarılmasında başarılı hizmetler gerçekleştirdi. Günümüz insanının tasavvur edemeyeceği kadar sade bir hayat yaşardı. Bununla birlikte hayatı severdi. Ona göre hayat, meşru sınırlar çerçevesinde, güzel insanlarla güzel mekanlarda geçirilen güzel zamanlardır. Çevresindeki içten muhabbet ve saygı kuşağı ölümüne kadar devam ettiği için Celal Hoca yaşlılığın terk edilmişliğini hiç tatmadı. Celal Hoca’nın, tabiatındaki aşırı titizlik ve müşkülpesentlik, okuduğu ve yazdığı her kelime üzerinde duruşu, her noktada kaynak eserleri uzun uzadıya tahkik edişi gibi sebeplerle bazı makaleleri dışında yayımlanmış herhangi bir eseri bulunmamaktadır. Doğu ve Batı kaynaklarından tercüme ederek derlediği sarf-nahiv, edebiyat, kelam, islam felsefesi, felsefe ve ahlaka dair kitap ve makaleleri 100 kadar defter tutmaktadır. İslami ilimlerde modern metodoloji ve sosyolojinin uygulanmasını arzu eden, klasik kelamın, çağımız insanının ve islam dünyasının ihtiyacını karşılayacak yeni ilmi kelam haline getirilmesini gerekli gören Celal Hoca’nın bu gaye ile hazırladığı tamamlanmamış bazı çalışmaları da bulunmaktadır. 1000 cildi aşkın eserden oluşan kitaplığını Süleymaniye Kütüphanesi’ne bağışlamıştır.

Celal Hoca Çocukları Dr. Hümeyra Ökten ve Kimyager Fatıma Züheyra Ökten İle Beraber.

Vefatından sonra dost ve talebeleri tarafından ”Celal Hoca: Hayatı ve Şahsiyeti” adlı bir anma kitabı neşredilmiş, bu kitapta hocanın tercüme eserlerinden bazı örneklere de yer verilmiştir. Biz de bu vesile ile kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz…

KAYNAKÇA:
İslam Ansiklopedisi, yıl: 1993, cilt: 7, sayfa: 241-242, Emin Işık

Yazan: Furkan Tutar

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz