BİR KADIN, BİR ANNE, BİR NESİL…

-Sen okuyor musun abla?
-Mezunum ben.
-Liseden mi
-Hayır üniversiteden. Sen de okuyor musun?
-Yok abla ben okumuyorum. Sana okuduğun için para veriyorlar mı?
-Hayır!
-İşte ben çalışıyorum, okumadım arabamı aldım, paramı biriktirdim…

Uyuyup uyanıp düşündüm…

Sıcaktı hava klima çalışmayan bir hastane odasında bacağı iki yerden kırık bir çocukla aynı odada kalan dedemin refakatçısıydım.Sıcaktan olsa gerek bir türlü uyanamıyordum. Göz kapaklarım bir türlü açılmıyordu, sanki gözlerinden ameliyat olan dedem değil de bendim. Kapı bir açılıp bir kapanıyordu ve ben tüm bunları duyarken gözlerim kapalı yarı uyku alemindeydim galiba…

Kulaklığımda Sona Joberteh’in Mamamuso’su tekrar tekrar başa sarıyordu…

Mam ma mama muso…

-Abla sana okuduğun için para veriyorlar mı?
-Hayır hayır vermiyorlar…

Ve gözlerim tekrar kapı tıkırtısıyla birlikte açılır. Bu sefer gelen çocuğun annesi.

-Sen kaç yaşındasın çocuğum?
-23.
-Okuyor musun sen?
-Yok mezunum ben.
-Ne yapacaksın peki?
-Ögretmen olacağım ben.
-Ne güzel çocuğum, ne iyi etmişsin okumakla.

Genelde tanışmalarda sorulan sorular silsilesi… Adın ne? sorusundan bile önce gelen soru: Okuyor musun? Cevabı seni tanımalarına yetecek gibi… Belki bir kaç soru daha… Yaşın kaç? Çalışıyor musun? Evli misin? Kaç kardeşsin? İşin var mı? Ne iş yapıyorsun?

Onca soru aslında tek bir şeyi öğrenmeye çalışıyormuşçasına değil mi sizce de?

Kaç para kazanıyorsun? Sen bu hayatta kaç paralık insansın…

PARA=OKUMAK, PARA=HAYAT, PARA=SEN…

İçim ürperiyor?

Okumak diyorlar ama ardından para geliyor.. Ruhum olabildiğince daralmıştı..

Değerini kaybetmeyen nadir şeylerdendi oysaki OKUMAK!

Parayla yan yana gelmeyen şeylerden…

Hayatın amacıydı okumak…

Hayat “İKRA” ile başlamıştı onunla anlam bulmuştu…

Biz hep hatalar arar dururuz ya hayatlarımızda yanlış giden şeylerde..

Biz hatayı nasıl yaptık ne zaman yaptık bilmiyorum.. Ama bugün 17 yaşına yeni girmiş bir çocuğun ağzından hayatın nasıl anlam yitirdiğini duyuyorum…

Okuyunca para veriyorlar mı?

Tüm hayatlar burada anlam kaybına uğrayıp varoluş İkra ayetinin neden 3 kere 4 kere arka arkaya tekrarlanmış olduğunu da aşikâr gösteriyordu bize…

Mam ma muso…

Bir kadının hayat savaşı!

O-ku-mak…

Hayatın rehberi, manası!

Bir annenin yeni tanıdığı bir kıza “ne iyi etmişsin okumakla” öğüdünü 17 yaşındaki oğluna aksettirememiş olması…

Sigara kokuları sarmıştı odayı… Bazen düşünüyorum sigara kokusundan tek rahatsız olan ben miyim diye?

Gelen hemşire bile söz vermişti ameliyattan sonra karşılıklı sigara içeceğine 17 yaşındaki çocuğa…

Boğazım kuruyor, ateşim çıkıyor!

Ve ne zaman hayat boğsa beni…

Zihnimin odacıklarında yankılanan şu cümlelerle uyanıyorum:

Bir karanlık düşüyor içime. Bir telaş sarıyor etrafımı, korku hapsediyor bedenimi, boğazımdan bir el çığlıklarımı çekiyor. Kör olası cehalet nefesimi tutuyor…

Bir ışık doğuyor cehaletimin susuzluğuna. Bir ayet çığlıklarımdaki eli kaldırıyor boğazımdan. Çığlıklarım tüm korkularıma haykırıyor: ”Îkra, Îkra, Îkra, Îkra, Îkra, Îkra, Îkra…”

Kulaklarımdan giren haykırışlar. Bedenim zelzele geçirmiş bir enkaz misali titremede. Zihnim hala korkulu cehaletinin bağrında. Kime baksa kime gitse aynı yerde; cehalet kucağında…

Cehalet sarmış herkesi ve cehaletin adına okumak demişler? Şimdi bir kez daha iyi anlıyorum öğretmen olmam gerektiğini… Neden bu mesleğe aşık olduğumu…

Çiçeği burnunda öğretmen arkadaşlarım! Rica ediyorum İKRA’yı öğretin önce! Okutmayı değil de okumayı ögretin!

Mam ma muso!
Kadının direnişi,
Bir kadın, bir anne!
Bir anne bir neslin direnişi!

Yazan: Ebru Türkeş

2 YORUM

  1. ‘İkra’yı gerçek mânada anlayabilen, hayatına geçirebilen ve çevresine yansıtabilenlerden oluruz umarım… Yüreğe dokunan, yer yer sarsan, sımsıcak bir yazı olmuş. Kaleminize, o güzel yüreğinize sağlık.

YORUM YAZ