BERKUN OYA’DAN DUYGU YÜKLÜ BİR AİLE HİKAYESİ: CİCİ

0

Bir Başkadır dizisi ile seyir zevkimize yeni bir boyut getiren Berkun Oya‘nın yeni filmi ‘Cici’ Netflix’teki yerini aldı. Geçmişten günümüze değinen bu aile hikayesine gelin bir de biz göz atalım.

Berkun Oya’yı sadece ‘Bir Başkadır’ dizisi ile tanıyoruz dersek çok ayıp etmiş oluruz tabii ki. Kendisi aynı zamanda ”Babamın Cesetleri”, ”Güzel Şeyler Bizim Tarafta” adlı oyunlarını da kaleme almış olan başarılı bir tiyatro yazarı. Daha önce oyunlarını seyretmiş ya da duymuş olabilirsiniz. Ama Berkun Oya’yı hepimizin çok yakından tanıdığı ortak bir nokta var ki o da Netflix’te yayınlanan Oya’nın hem senaristliğini hem yönetmenliğini yaptığı, başrollerinde Öykü Karayel, Fatih Artman, Funda Eryiğit gibi başarılı oyuncuların yer aldığı ve her bölümün finalinde bize ayrı bir Ferdi Özbeğen şarkısının eşlik ettiği ”Bir Başkadır” dizisi. Bu dizi eminim ki Netflix gibi birçok dijital platformda izlediğimiz işlerden farklı, tam olarak ”bizden” bir iş diyeceğimiz bir yapımdı.

Senaryosuyla, her biri özenle işlenmiş karakterleriyle, tablo gibi harika kareleriyle ve Ferdi Özbeğen’in eşsiz şarkılarıyla bana soracak olursanız bu zamana kadar aklımda yer eden en iyi işlerden biriydi. Bir Başkadır’ı bu kadar beğenen biri olarak Berkun Oya’nın yeni filmi ‘Cici’ için de çok heyecanlandığımı ve filmi yayınlandığı anda hemen izlediğimi tahmin edebilirsiniz. O zaman gelin Cici’yi hep birlikte mercek altına alalım.

Berkun Oya’nın yine hem senaristliğini yaptığı hem de yönetmenliğini üstlendiği filmin başrolü bu sefer biraz kalabalık. Ayça Bingöl, Fatih Artman, Okan Yalabık, Funda Eryiğit, Yılmaz Erdoğan, Olgun Şimşek ve Nur Sürer’in yer aldığı filmin tüm oyuncuları için başrol diyebiliriz. Film, İç Anadolu’nun bir köyünde yaşayan beş kişilik bir ailenin hayatını konu alıyor. Funda Eryiğit ve Yılmaz Erdoğan’ın canlandırdığı Havva ve Bekir karakterleri ve çiftin üç çocuğu Saliha, Kadir ve Yusuf’un etrafında şekillenen bir aile hikayesi Cici.

Tatlı sert bir baba ve mülayim bir annenin çocukları olan ve küçük bir köyde büyüyen Saliha, Kadir ve Yusuf okumak için köyden şehre gittikten yaklaşık 30 yıl sonra acı tatlı bir çocukluk geçirdikleri baba evlerine döndüklerinde bütün olayların fitili ateşlenir. Eski anılar hatırlanır ve yastık altına itilmiş olan sırlar bir bir ortaya çıkmaya başlar. Filmin genel havası yavaş bir tempoya sahip olsa da çekimleri, oyunculuk performansları ve filmin başından sonuna kadar gizlenen bir sırrın açığa çıkmasının verdiği bekleyiş sayesinde keyif zevki gayet güzel olan bir film Cici.

Yukarıda da bahsettiğim gibi filmin yan temaları haricinde asıl merak uyandıran konusu filmin ortasından sonuna kadar seyirciyi merakta tutan bir sır olması. Buradan sonra yazacaklarım filmle ilgili yer yer ‘spoiler’ içerebilir. Bu yüzden kıymetli okuyucularım aranızda filmi izlemeyenler varsa dilerseniz izledikten sonra yazıya devam edebilirsiniz. Çok fazla spoiler vermemek adına kim olduğunu söylemeden filmin etrafında şekillendiği şu sırdan biraz bahsetmek istiyorum ki filmi daha iyi irdeleyebilelim. Filmin ortası sayılabilecek bir noktada karakterlerimizden biri hayatını kaybediyor. Bu karakter her ne kadar hastalıktan dolayı hayatını kaybetmiş olarak görünse de aslında ortada buna sebep olan bir kişi var. Filmin ortasından sonuna kadar saklanan sır tam olarak da bu. Seyirciyi merakta bırakan ve aslında yavaş temposuna rağmen sonunda kim çıkacağını merak ettiren ve seyir zevkini arttıran da belki de bu bilinmezlik. Tabii ki film sadece bu sır etrafında dönüyor dersek haksızlık etmiş oluruz. Bu sırrın ana tema olduğu filmdeki yan olaylar da insanı ustalıkla ekrana bağlamayı başarıyor.

Örneğin; Ayça Bingöl’ün canlandırdığı Saliha karakteri ve Olgun Şimşek’in canlandırdığı Cemil karakterinin çocuk yaşta başlayan ve 30 yıl sonra bile karşılaştıklarında gözlerinin içinden, birbirlerine bakışlarından anlaşılan aşkları buna en güzel örneklerden birisi. Bana soracak olursanız filmin en güzel iki sahnesi bu iki aşığın yıllar sonra karşılaştığı ve duygu yüklü bir diyalog gerçekleştirdikleri sahnelerdi. Özellikle Olgun Şimşek’in şahane performansı ile inanılmaz duygu yüklü bir sahne olduğunu içtenlikle söyleyebilirim. Yan temalara bir diğer örnek ise; ortanca kardeş olan ve Okan Yalabık’ın hayat verdiği Kadir karakterinin çocukluğunda babası ile yaşamış olduğu tatsız bir olay sonucunda bunu yıllar geçmiş olmasına rağmen aşamamış olması ve geçmişte yaşadığı bu travmanın şimdiki hayatına yön vermesi, işini, kişisel ilişkilerini dahi etkilemesi diyebilirim.

Her karakterin incelikle işlendiği bu filmin en beğendiğim özelliği ise geçmiş ve günümüz arasında kurulan o özel bağ. Aile fertlerinin her ne kadar uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen geçmişte yaşanılan anıların akla geldikçe derinden de olsa bir sızı ile o zamanları hatırlamaları ve çocukluklarında yaşanılan o anların her birinin şimdiki karakterine ve hayatlarına etkisi filmde öyle güzel ve öyle yalın anlatılmış ki bazı sahnelerde kendinizi o karakterlerin yerine koyup onlarla beraber üzülüyorsunuz. Tüm oyuncuların rollerini başarı ile canlandırması da filmin seyir zevkine elbette çok büyük bir katkı sağlıyor. Özellikle usta oyuncu Nur Sürer’in canlandırdığı Havva karakterinin her bir sahnesini merakla bekliyor ve hayran olarak seyrediyorsunuz.

Cici, her biri ince ince işlenmiş karakterleri, insanın içine işleyen hikayesi, eşsiz kareleri ile izleyicisine görsel şölen yaşatan çekimleri ve duygu yüklü sahneleri ile izleyicilerini bekliyor…

Yazan: Zeynep Cemre Şahin
Kaynak: The Magger

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz