AYRILIK GÜZELDİR YAŞAMASINI BİLENE!

0

Ne düşünür genelde insanlar, ayrılık kötüdür ve çekilmesi zordur. Bu sebepledir ki kimse ayrılığı istemez. Hele ki insan biraz da rahatına düşkün ve hep mutlu olmak arzusunda ise o zaman ne yapsındı ayrılığı? Peki ya ayrılığın aslında güzel de olabileceğini söylersek ne dersiniz? Gelin birlikte ayrılığın kötü gibi gözüken ve hatta kötü olan taraflarına alışılmışın dışında olan bir pencereden bakalım.

Ayrılık da vuslatta bir olan aşkın parçalarıdır. Bunlar birbirlerine muhtaçtırlar biri başlangıç ise biri sondur. Aralarındaki ilişki imtihan-mükâfat ilişkisi gibidir. Kazanılan her imtihanın sonunda nasıl ki mükâfat vardır işte sabırla geçen ayrılığın sonunda da vuslatla biten bir mükâfat vardır. Ayrılığı bir imtihan olarak değerlendirirsek, onun karşısında dirayetli durursak, sonunda mutluluk kaçınılmaz olur.

Belki zordur ayrılık, ıstırap doludur, ağır gelir insan ruhuna fakat sonu güzelliklere gebedir. Çünkü sonunda sevgiliye hasret ile kavuşmak vardır. O zaman biraz ayrılıktan ne çıkar. Gerçekten zorluklarla elde edilen şeyler daha kıymetli değil midir?  Aslında aşk için vardır ayrılık, aşka daha çok değer katmak için bir fırsattır. Sadece bakmasını bilmek gerekir. Doğru taraftan bakarsak eğer göreceğiz ki ayrılık bize yol gösterir, güç verir, olgunluk kazandırır. Sevgiliye duyulan aşkı artırır ve bu sayede içimizdeki aşk ateşi körüklenir sönmeye fırsat bulamaz. O halde müsaade edin ayrılığa, aşkınızın mertebesini kendi bildiği şekilde arttırsın.

O vakit ayrılık körü körüne kötü olamaz, hani demiri harlı ateşte tavlarsın onu yakarsın yakarsın da sonra suya basarsın nihayetinde o sıradan bir demir olmaktan çıkar mukavemeti yüksek bir kılıç olur. Velhasıl ayrılık ıstırabının içinde aşk derdine düşmüş faniler de bu demir gibidir önce ayrılık ateşinde yanar yanar da pişer daha sonra su misali vuslata erer ve artık eski ‘ben’ olmazlar. Acı ile olgunlaşmış başkalaşmış, farklı bir boyuta geçmişlerdir. Elbet bunun bu sonucu verebilmesi için aşığın başka bir nazariyeden bakması gerekir yaşadığı kederlere. Nitekim her ateşte tavlanan demir, kılıç olmaz. Usulüne uygun yapılmaz ise suya girince çatlar ve bu durum hüsranla son bulur. Aşığın da yaşadığı ayrılık sonrası olgunlaşması için doğru şekilde yanması, Anka kuşu misali yanıp küllerinden doğması gerekir, aksi halde vuslata erince kırılması muhtemeldir. Misallerde de anlattığımız gibi ayrılık bir geçittir ya sizi geriye götürür ya da bir sonra ki mertebeye çıkarır. Ne yöne götüreceği ise tamamen size bağlıdır.

Göründüğü gibi ve hatta zihnimize yerleştiği gibi kötü bir şey olamaz ayrılık.  Sırf içimizdeki aşkı beslediği için bile ayrılığa kötüdür diyemeyiz. Unutmayalım her şey bizde başlıyor ve yine bizde bitiyor. Ayrılık rüzgârını arkamıza alırsak eğer bir üst kademeye çıkar ve vuslat adasına hasarsız varırız. İzin verin o size yön versin, sizi şekillendirsin hem zaten ayrılık acısı ile hemhal olmaz isek yıpranırız ve en çok zarar gören yine biz oluruz.

Gelin artık yakınmayalım halimizden bir iken derdimizi ona çıkartmayalım. Ayrılığı da aşkla bir tutalım onu aşk ile harmanlayalım o zaman inanın aşkınız Ferhat ile Şirin, Aslı ile Kerem, Leyla ile Mecnun misali derinleşir, ruhunuz ise onlarınki gibi saadet mertebesine ulaşır. Bırakalım o zaman yaşanan ayrılıksa da vuslatsa da tüm güzellikleri ile yaşansın!

Yazan: Büşra Genç

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz