ÂRAF

0

I

Geliyor üstümüze bir yakup titremesi,
Değişimin belirtisi şapkanın ironisi.

Kutlu öğleüstü ve akşam üstü,
Özellikle şimdi akşam üstü.

Hiç eskimiyor orta doğuda zaman,
Çünkü en verimli bir alçı.

Dinç, vakur, sade genç elleri,
Belirledi açıkça kutsal kitapta bütün kelimeleri.

Sözü alıp bindi sağlam at gibi üstüne,
Ömrümüzün orağı gamı alıp kırdı.

Ölümse sabırlı bir huma kuşu,
Hannâne direği ölçüledi var oluşu.

Denizi bir solukta içtim de,
Tuz ve toprak kaldı geride.

İştahlıyım bağımsızlığa, savaşa, özgürlüğe,
Bu ilkeler her ülkede girecek yürürlüğe.

II

Konuşma sırası geldi mi bana anne,
Orta doğu çocuğu değil miyim anne!
Düşünüyorum, o halde savaşacağım anne!

Damarlarım uzadı,
Ak bir kımıltı kapladı petrol damarlarını,
Ülkem boru.

Savaş benim arkadaşım anne,
Durmadan mukavemet anıtları dikiyoruz her,
Santimetre karesine orta doğunun…

Bölünemez orta doğu,
Sınır,
Taşlarıyla.

Çoğuz,
Biz,
Anne!

Çevremde,
Muştu dağıtan,
Kesiksiz artan,
Her çocuk,
Bir komutan!

Parmaklarımız kabardı bir geyik karnı oluverdi,
İleride görüyoruz putu kıran İbrahim’i,
Bizi yanına çağıran İbrahim’i.

Bizi özgür eden,
Putu kıran özgür eden,
Hep o ateşte yanmayan güçlü İbrahim.

Çoğaldılar,
Birbirlerine destek olup,
Daha çoğaldılar.

O,
Sesin,
Yankısını,
Betondan sağlam,
Bastırdılar göğüslerine,
Yeni bir eylem yüklediler,
Kelimelerine bile.

/Gözlerin şiirin ekmeği gibi,/
/Geliyor eylemin bitiştiğinde,/
/Ey sevdanın has buğdayı./

Damladı yere;
Bir damla yağmur,
Bir damla eylem,
Bir damla yağmur,
Bir damla eylem…

III-A

Ahbes a commencé de nouveau à s’enfoncer,
Dans une fonderie en pierre de l’absurdité,
Pendant cette année et bien cet été,
Notamment dans les universités,
Profondément,
Rapidement,
Absolument,
Et voilà,
Un crime et chàtiment;
– Idole se trouver devant vérité.
– Bien sür impossibilité.

III-B

Yani içinde tarihin dolaşıyor bir sarı kedi,
Yani bir batı kedisi.

Kafka dağı ve kamünün sisif efsanesi,
Önemli değil aşılacak kaf dağı unutma bu sesi.

Ve bağdat ve Kufe ve Trablusgarp ve Ürdün,
Daha dün biraz Erzurum biraz Maraş biraz İstanbul.

Kutlu bir el bağlamıştı kentleri birbirine,
Evreni kaplayan bir iple.

Bir sara çarpmışlığı bulaştıysa da,
Cinler oturup beş taş oynadıysa da.

Evreni bir ev yapan bir düşüncenin,
Çevresinde toplandılar orta doğu oğulları.

Deniz kabardı ve silindi soluğu önünde yiğidin,
Dağlar geriye geriye çekildi soluğu önünde yiğidin.

Değişti at mitralyöze sokaklarında orta doğunun,
Ve deve her eve sevinç taşıdı durmadan onurla.

IV

Zekâtla hac önderliğinde namazın,
Başlattılar eylemini çağımızın.

Bir mutlu akımla aydınlattılar evleri,
Parmaklarım sürekli yeni bir devrimi getiriyor.

Soluğumuz şandır,
Güneş devrimci soluğundan daha sıcak değil.

Tüm yasalarda yazılı var oluş ayetleri,
Görüyorum iki bin yıl öncesiyle iki bin yıl sonrasını.

Duydum çalışanın kıvançlı sağlam,
İnançlı yürek sesini toprakta.

Yazan: Nuri Pakdil

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz